Yazılara Dön
Psikoloji

"Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş"

Niyazi Mısri

"Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş"
İnsan çoğu zaman en çok zorlandığı yerden kaçmak ister. Oysa bazen ruhsallığın en önemli ipuçları tam da o zorlanmanın içinde saklıdır. Bir engel gibi görünen şey, yakından bakıldığında gelişimin kapısını aralayabilir. Belki de bu yüzden eski bir deyiş şöyle söyler: “Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.” Freud’un aktarımı keşfetme hikâyesi biraz böyledir. Psikanalizin ilk yıllarında aktarım, Freud için büyük bir zorluk olarak görülmüştür. Hastalar terapistlerine öfkeleniyor, kırılıyor, bağlanıyor, âşık oluyor ya da hayal kırıklığına uğruyorlardı. Bütün bunlar analizin önünde bir engel gibi görünüyordu. Sanki tedavi ilerleyeceği yerde sapıyor, hasta geçmişi bırakıp terapistle uğraşmaya başlıyordu. Ancak Freud zamanla şaşırtıcı bir şey fark eder. Sorun sandığı şey aslında çözülmenin kendisi olmuştu. Hastanın terapi odasında yaşadığı öfke, hayal kırıklığı, bağımlılık ya da terk edilme korkusu; analizden uzaklaştıran bir sapma değil, tam tersine çalışılması gereken ruhsal malzemenin kendisiydi. Hasta yalnızca geçmişini anlatmıyordu. Geçmişini şimdi ve burada yeniden yaşıyordu. İşte Freud’un aktarım dediği şey budur. En basit hâliyle aktarım, kişinin geçmişte yaşadığı ilişki örüntülerini güncel ilişkilerine taşımasıdır. Terapi odasında ise bu örüntüler terapistle kurulan ilişkide görünür hâle gelir. Bir zamanlar anneye, babaya ya da bakım verene yönelmiş duygular, beklentiler ve çatışmalar yeniden canlanır. Bu nedenle terapi odasında ortaya çıkan zorlanmalar yalnızca bir engel değildir. Aksine, nevrozun en canlı ve en güncel görünümüdür. Hasta geçmişini anlatmakla kalmaz; onu ilişki içinde yeniden üretir. Belki de Freud’un en önemli keşiflerinden biri buydu: En büyük düşman sandığı şey, aslında en büyük müttefikiydi. Analizi zorlaştırıyor gibi görünen aktarım, sonunda analizi mümkün kılan şey hâline geldi. Ruhsallık çoğu zaman böyle çalışır. En çok direndiğimiz, en çok kaçındığımız ya da en büyük problem olarak gördüğümüz şeyler, bazen dönüşümün kapısını aralayan yerlerdir. Çünkü insanın derdi, gerçekten de dermanının bulunduğu yerdir.