Yazılara Dön
Psikoloji
Hiç dilinizin sürçtüğü bir anı düşündünüz mü?

Bazen fark etmeden söylediklerimiz, bilinçdışımızın sahnesine dönüşür adeta. Kişi tam da söylemek istemediği şeyi söyler; sonra şaşırır, utanır ya da hızla düzeltmeye çalışır. Ancak Freud’a göre dil sürçmeleri yalnızca bilişsel bir aksama değildir. Gündelik yaşamda çoğu zaman yanlış kelimeyi seçtiğimizi düşünürüz. Oysa bazen yanlış gibi görünen şey, ruhsallık açısından oldukça doğru olabilir. Bastırılmış bir öfke, dile getirilemeyen bir arzu ya da kabul edilmesi güç bir düşünce, kısa bir an için kendine ifade alanı bulur. Bu nedenle dil sürçmeleri çoğu zaman kişiyi ele verir.
Söylenen şey her zaman bilinçdışının doğrudan gerçeği değildir; ancak bilinçli niyetin tek başına sahnede olmadığını gösterir. Sanki zihnin arka odasında bekleyen başka bir oyuncu kısa süreliğine sahneye çıkmış gibidir. “Canım” demek isterken “canın çıksın” demek gibi…
Yine de dil sürçmeleri yalnızca bir yanlışlık değildir. Bir anlamda ruhsal bir deşarj işlevi de görürler. Söylenen her kelime, sanki o şey gerçekten olmuş gibi kısa süreli bir doyum yaratabilir. Nasıl ki dua etmenin ya da beddua etmenin kendine özgü bir tatmini varsa, dil sürçmeleri de bazen bu ikisinin arasına karışan ifadeler gibidir. En yasak, en sakıncalı ya da en agresif düşünceler bir anlığına kendilerine çıkış yolu bulabilirler. Belki de dil sürçmelerini bu kadar rahatsız edici yapan şey, bir anlığına kendimize yabancı bir yanımızla karşılaşmamızdır. Çünkü o kelime ağızdan çıktıktan sonra insan ister istemez şunu düşünür: “Bunu gerçekten ben mi söyledim?”