Yazılara Dön
Psikoloji
Psikanaliz ve Tarihsel Hakikatçilik

Psikanaliz tarihsel hakikatin peşinde değildir. Bir analist için asıl soru, geçmişte gerçekten ne olduğu değildir. Çünkü geçmişte ne yaşandığını hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. Bir olayın kendisine değil, onun ruhsallıkta bıraktığı izlere ulaşabiliriz. Bu nedenle terapi odasında “Gerçekten öyle mi olmuştu?”, “Anneniz bunu gerçekten söylemiş miydi?”, “Babanız gerçekten böyle mi davranmıştı?” gibi sorular analitik mecranın merkezinde yer almaz. Psikanaliz bir tarih araştırması değildir. Ama bu, geçmişin önemsiz olduğu anlamına da gelmez.
Tam tersine, geçmiş terapi odasına gelir.
Ancak bir anı olarak değil, yaşayan bir deneyim olarak gelir.
Aktarım olgunlaşmaya başladığında kişi yalnızca geçmişini anlatmaz; onu yeniden yaşamaya başlar. Terapistine öfkelenir, kırılır, hayal kırıklığına uğrar, terk edilmiş hisseder, anlaşılmadığını düşünür ya da ona ihtiyaç duyar. Bir zamanlar başka ilişkilerde yaşanmış olan duygular, beklentiler ve çatışmalar şimdi ve burada yeniden ortaya çıkar.
Geçmiş ile şimdi adeta birbirine yapışır. Aradan geçen yıllara rağmen eski ilişki örüntüleri canlılığını koruyarak terapi odasında yeniden sahneye çıkar. Analist de yalnızca dinleyen biri olmaktan çıkar; hastanın iç dünyasının içine çekilmeye başlar. Hasta bazı duyguları yalnızca yaşamaz, aynı zamanda yaşatır da.
Ancak aktarım odada yaşanmaya ve hasta bir takım şeyleri deneyimlemeye, hatta terapiste de deneyimletmeye başladıktan sonra geçmişe dair bir şeyleri hayal etmeye başlayabiliriz. Analistin zihninde, düşleminde ve önbilincinde bazı sahneler canlanır. Çünkü terapi odasına artık yalnızca anlatılan hikâyeler değil, çok daha saf, özgün ve esansiyel bir bilgi gelmeye başlamıştır. Geçmiş ile güncel birbirine yapışır; zaman adeta ortadan kalkar. Bir zamanlar yaşanmış olan ilişki örüntüleri, duygular ve çatışmalar şimdi ve burada yeniden görünür hale gelir. Analistin geçmişe dair oluşturduğu tasarım da çoğu zaman anlatılanlardan değil, aktarım içinde yaşananlardan doğar.
Bu nedenle aktarım, psikanalizin en önemli çalışma materyallerinden biridir. Çünkü aktarım ortaya çıktığında elimizde artık yalnızca bir hikâye değil, deneyimlenen bir gerçeklik vardır. Bir analist için asıl gerçek, çoğu zaman anlatılan geçmişten çok, aktarımda yaşanan şeydir.
Geçmişte gerçekten ne olduğu hiçbir zaman tam olarak bilinemeyebilir. Ancak geçmişin kişi üzerindeki etkisi, terapi ilişkisinde bütün canlılığıyla görünür hale gelebilir. Bu nedenle psikanaliz tarihsel hakikatle değil, psişik hakikatle ilgilenir. Belki de bu yüzden analitik çalışmanın temel sorusu şudur: “Geçmişte ne oldu?” değil, “Geçmiş bugün nasıl yaşamaya devam ediyor?”